Değişimin Renkleri!

0

Değişimin Renkleri!

Değişimin kaçınılmaz olduğuna inanıyorum. Öğrendiğimiz her yeni bilgi, farkına vardığımız her yeni gerçek bizim olaylara ve kişilere bakış açımızı değiştiriyor. Bu değişim davranışlarımıza yansıyor, insanlar bize bakıp ne kadar çok değiştiğimizden bahsediyor…

Tıpkı renkler de değişim gibi her yerde. O kadar ki, benim için insanlar, hayatlar hatta olaylar renklidir. Her kavramın bir rengi var benim dünyamda… Kabullenişin de bir rengi var, karşı çıkmanın da… Yaşamın olduğu gibi ölümün de bir rengi var! Her şey renklerle ifadesini buluyor aslında… Değiştikçe bizler, renklerimiz de değişiyor….

İki gencin televizyondaki siyah-beyaz bir dizinin içinde kendilerini bulmaları ve değişimi kabullendikçe, dünyaları renklenen bir kasabayı anlatan 1998 yapımı Yaşamın Renkleri (Pleasantville) hayatımı şekillendiren iki kavramı yanyana getiren muhteşem bir film.

Renkler, Değişim, Hayat Üzerine!

Hayatta bir kızımı kaybetmekten korkarım…bir de renkleri kaybetmekten! Birincisi sanırım bütün annelerin ortak korkusu, ikincisi ise bana özel. Hayatım renklerle anlamlanır benim. İnsanlar, duygular, mekanlar hatta yaşamlar renklerle vücut bulur benim dünyamda…

Renklerin hayatımda ne zaman bu kadar önem kazandığını net bir tarih vererek anlatmak zor. Sanırım “DEĞİŞİM” kavramının hayatımı şekillendirmeye başladığı dönemdi… Çok çalışan kötü(!) bir anne olmaktan vazgeçip, kendi işini yapan ve çocuğuna daha çok ve daha kaliteli zaman ayıran iyi(!) bir anne olmaya karar verdiğimde 2003 yılının sonlarıydı. Vicdan azabı bütün benliğimi kemirirken; bir taraftan mutlu olduğum bir işi yapmak, diğer taraftan çocuğuma ihtiyacı olduğunda yanında olacak bir annesi olduğunu kanıtlamak arzusu içinde istifayı bastım. Amerika, İngiltere derken kendi işimi kurdum 2004 sonunda. Şimdi mutluyum…hem de çok. En çok keyif aldığım konularla ve insanlarla içiçe yaşıyorum. Hobim işim oldu. Emekli olma düşüncesi hiç yok bende… Bunamadıkça bu işi yaparım, bu işi yaparken ölmek isterim… Kızım mı? O da çok mutlu. SBS denen kabustan başarıyla çıkmış bir savaşçı olarak, annesinin zamanını –nispeten- ona göre ayarlayabildiği bir işe sahip olmasının tadını çıkarttı…ve hala da çıkartıyor.

Bunaldığımda grileşir her taraf, yeşillenirim mutlu olduğumda…

Sinirlenince herkes gibi kırmızı bakarım! Ankara siyahlar giymiş bir kadındır benim için, İstanbul rengarenk bir çingene kızı… Dün Kadıköy’de tanıştığım 67 yaşındaki Esma Hanım hala toz pembeyken, 17 yaşındaki bir genç kız siyah olabiliyor bazen… Nihal koyu sıcakken, Petek açık soğuktur kişisel renk skalasına göre… Meslekler, yemekler, parfümler de renklerle ifade bulur benim dilimde… Kıyafet seçerken, evimi dekore ederken, olayları ve duyguları tanımlarken renkler hep başroldedir…

Siyah beyazdan ibaret olmasın hayatımız. Bazen renklerin bizde uyandırdığı duyguları paylaşalım ya da duyguların renklerini… Bazen renklerin derinliğini, sıcak-soğuk kavramlarını öğrenelim, bazen algıyı yönetmek için nasıl kullanılması gerektiğini irdeyelim, bazen de olayları ve kişileri değerlendirelim renklerle… Değişimi de eksik etmeyelim hayatımızdan. Çünkü renkleri, değişimi ve hayatın kendisini birbirinden ayırmak mümkün değil…

Gelin her gün aynı renge uyanmayalım; bazı renkler değişsin yaşantımızda.

Değişsin ki yaşadığımızın farkına varalım.

Değişsin ki yaşamak sadece nefes alıp vermekten ibaret olmasın.

Değişsin ki gelişelim, büyüyelim, olgunlaşalım.

Değişsin ki değişelim…ve değişelim ki değiştirip, dünyaya bizden bir iz bırakalım…

Bu zorlu ama renkli ve keyifli yolculukta bana eşlik eder misiniz?

 

Bir Gökkuşağı: Farkındalık

“Farkındalık” kelimesini ilk kullanmaya başladığımda – dilime nereden takıldığını hatırlamıyorum – Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne bakmıştım. Farkına varmak, fark etmek, farklılık, fark gibi kelimeler var ama farkındalık yoktu. O yüzden bu kavram üzerinde yoğunlaşırken, bir konuda açık olmak

istedim. Farkındalık nedir? Belki bir sözlük gibi tanım yapamam, ama bana ne ifade ettiğini sizinle paylaşabilirim. Farkındalık bir gökkuşağı gibidir. İçinde birçok renk ve duyguyu barındırır. Fark etmek ya da farkına varmaktan daha sarsıcıdır.

Farkındalık anında tokat yemişçesine sarsar, hani eskilerin deyimiyle başınızdan aşağı bir kova kaynar su boşaltılmış gibi olursunuz. Korkunun koyu gri karanlığı, anlamış olmanın mor bilgeliği, yaklaşan mücadelenin kırmızı heyecanı ve farklı olmanın fosforlu yeşil yalnızlığı… İşte kendimize sorular sormaya başladığımızda, korkmadan beynimize, kalbimize bakıp cevaplar vermeye başladığımızda farkındalığa doğru kocaman bir adım atarız.

Bu bir süreçtir, bir yolculuk… Her bir soru ve cevap ile devam eden bir yolculuk. Değişimle son bulan zorlu bir yol… Bazen farklı konularda farkındalıklar yaşarız. Ama her birinde bir an gelir ki, sanki baktığımız resim netleşir. Aslında kare olduğunu zannettiğimiz şeklin köşeleri olmadığını, yanılsama yaşadığımızı anlarız. İşte o an, o konudaki yolculuk sona ermiştir. Şu anda bahsettiğimiz farkındalık bugününüz ve geleceğiniz hakkında… Seçimleriniz hakkında… En önemlisi hayalleriniz, hedefleriniz ve kullanmadığınız potansiyeliniz hakkında…

Eğer hayatınızın bir bölümünde, geleceğiniz ile ilgili kararınızı verirken bir hata yaptığınızı hissediyorsanız, üzerine gitmeniz gerekmez mi? Hayatını değiştirmek için ne zaman geç kalır insan? Ne zaman doğru zamandır? Önemli olan nerede yanlış yaptığımızın farkına varmak değil midir? Bize göre yanlış olanı bulmak mı? Mutlak doğru var mıdır? Benim doğrum sizin yanlışınız olamaz mı?
Önemli olan kalbimizi dinleyebilmemiz değil midir? Geleceği gözümüzde canlandırabilmemiz? Ve adım atabilmemiz? Kendi hayallerimize doğru… Kendi hedeflerimize doğru…

Hayatımızın rengi nasıl değişir o ilk adımı attığımızda? Daha mı parlak olur renkler, içindeki gri mi azalır? Yoksa tümden mi değişir renkler? Daha coşkulu, daha eğlenceli, daha enerjik renkler mi doldurur çevremizi?

Standart bir cevabı yok malesef bu soruların. Herkes kendi yolculuğunu yaşıyor, kendi cevaplarını buluyor…kendi renklerinine boyuyor dünyasını!…

Sizin yolculuğunuz hangi aşamada, dünyanız ne renk?

 

Rana ÖZŞEKER
2012

Share.

About Author

Leave A Reply