Erdal Uzunoğlu

0

eu-1Değişime bayılıyorum…
Hayatımın dönüm noktalarında çok hızlı karar alıyorum…
Kendimi ‘Satışçı’ olarak tanımlıyorum. Hani yüz yüze, sokağa çıkılıp yapılan sıcak satıştan bahsediyorum.
Türkiye’de başladım ve dünyanın pek çok ülkesinde aktif olarak bu işi yaptım, hâlâ da devam ediyorum. Elimde çanta işimi yaparken gelen telefonla bir anda İspanya’ya gitme teklifini kabul edip 3 sene orada kaldım… ‘Çabuk karar veren bir aday arıyoruz.” dediklerinde “Bana 2 saat verin, çantamı hazırlayayım, havaalanında mülakât yapalım ve uygun bulur onaylarsanız gelirim.”, dedim. Bahsettiğim hızlı karar alma hali bu… Şu anki ortağımla ilk görüşmede ortak olmaya, eşimle 2.görüşmemizde evlenmeye karar vermiştim… Kırılma noktalarında böyle hızlı hareket ederken gündelik durumlarda, örneğin menüye bakarken ne yiyeceğime, karar veremeyebiliyorum…” diyen, Girişimci Satışçı, Tiyatro Oyuncusu Erdal UZUNOĞLU ile zamanın değerini, değişimleri, içiniz titreyerek istemenin sonuçlarını konuştuk.

eu-2Öğrenimini, bir süre Saint Benoit Lisesi ve ardından Yahya Kemal Beyatlı Lisesi’nde sürdüren Erdal Uzunoğlu, İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünü tamamladıktan hemen sonra; Yarı Girişimci olarak başladığı iş hayatını, dünyanın pek çok ülkesinde önemli projelerle tecrübe ettiği Satış Geliştirme kariyeri ile sürdürdü. Farklı kültürlerden insanların hikâyelerini dinlemek, tiyatro oyunculuğu ile kendi hikâyelerini anlatabilmek, gözlerini kapatıp müziği yaşayarak kendinden geçercesine dans etmek, motosiklet, basketbol, Sevgili Eşi Günışığı ve Sevgili Kızı Dolunay bu hayattaki tutkularından…

ERDAL UZUNOĞLU | EĞİTİM & İŞ DENEYİMLERİ

“Hayatım boyunca kararlarımı hep kendim aldım… Ailemin bazen ‘Ne yaptığının farkında mısın?’ dediği, çoğunlukla tercih edilenin tersini yapıp önemli durumlarda hızlı hareket ederek aldığım kararlar oldu. Saint Benoit’dan ayrılmaya bir gün sınıfta yaşadığım bir kaç olaydan sonra, biraz da doktor olan Ağabeyim’e işinden dolayı gösterilen ilgiye özenmemden dolayı ayrıldım ve bir devlet lisesine geçtim…”

eu-3İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirir bitirmez, boyumdan çok büyük bir iş olarak kalkıştığım, bir ev tekstili işinde %13 ortaklığım oldu. O dönem tam da Unilever’e kabul edilmiştim bir pozisyon için ve buna rağmen bir nevi ‘esnaflığı’ tercih ettim. Hayal ettiğimin çok ötesinde bir noktaya geldik, kendi markamızı dahi oluşturduk. Benim girişimim olmasa da ve gelen bir teklifle bu sürece dahil olsam da kendi işim gibi değerlendirdim.
Sonrasında, ortağım Türker (Çelebi) ile birlikte Teknoloji Grup altında New Biz ile markalar ve firmalar için Satış-Pazarlama Geliştirme üzerine çalışırken, şimdi, %90 işlerimizi yarattığımız ikincil marka GoM (Guns of Marketing) üzerinden sürdürüyoruz. GoM aslında bir dijital pazarlama ajansı olması yanında diğerlerinden iki özelliğiyle farklılaşıyor: 1) Web analizi konusunda çok eski hatta ilklerden olması, 2) Satış-Pazarlama geliştirme konusunda yol haritası hazırlama ve bunun uygulanması konusunda yöntemler açısından neredeyse tamamen dijitalleşmiş durumdayız.

eu-4

Erdal Uzunoğlu & O. Türker Çelebi | İki Ortağın Ortak Hobisi Zumba

 Para kazanmak-iş öncelik sıralamamda çok alt sıralarda.
Öte yandan işime aşığım… Hayatta yaptığım her şeyi çok keyifle yapıyorum.
Mükellef bir sofrada oturanların yan masasında sadece simit yiyip çay içsem ‘Ne kadar iştahla yiyorsun.’ dedirtecek kadar aldığım keyfi dışarı yansıtabiliyorum o an…

İş hayatımı bir sistematiğe oturtmayı diledim sadece. Bir proje toplantısı için Adobe’nin Maslak’taki ofisinde bulunma şansım olmuştu. O zaman harika mekânlarını gördüğümde ‘cebimde aynı para olsun, aynı arabaya bineyim, aynı yerlere tatile gideyim, daha çok kazanmasam da böyle bir ofisim olsun’ diye dilemiştim. Ortağımla birlikte ‘nasıl bir yerimiz olsun?’ listesi yaparken Cihangir çıkmıştı adres olarak. Şimdi çok sevdiğimiz, koşa koşa gittiğimiz bir ofisimiz var orada… Hem ekibimiz çok iyi, hem de Adobe’de kurduğum hayal gerçekleşti.

Ben hayatta ve işimle ilgili de içimin titremesiyle hareket ediyorum sanırım. Şimdi GoM için aynı heyecanları taşıyorum, 2014 başında GOM’u iş hayatımızın vitrinine koyacağız.

eu-5

ZamAN… Özellikle insanların biribirlerine ayırdıkları zamana çok değer veriyorum. Birisi beni veya ben karşımdakini ‘o zamanı’ birbirimize vermek için tercih ediyorsak; onu en iyi şekilde geçirtmekle mükellefiz birbirimize… 

Her kiminleysem, her ne yapıyorsam bütün hücrelerimle orada oluyorum!

eu-6Bana iş ya da özel nedenlerle zaman ayıran herkesi, o zamanın hakkını vermiş olarak uğurlayabilmek istiyorum yanımdan… Zaten yeterince sıkıcı ve büyük kent hayatının getirdiği sorunlarla dolu bir hayat yaşıyoruz. Sorunları, sıkıntıları konu etmemeye çalışırım bir aradayken.

İkilemde Kaldığımda, Karar Anlarımda… Çevremdeki ‘bilenlerden’ bir danışma kurulu oluştururcasına çok fikir alırım, çok sorarım. Bu kurul özel kişilerden, kendi dünyamdaki kanaat önderlerimden oluşur ve tabii körü körüne takip etmek için değil mümkün olduğunca fazla açıya hakim olmak için sorarım. Büyük değişim zamanlarında ve işle ilgili durumlarda çok da düşünmem, hızlı karar alırım ve gelecek trendlerini takip ederim.

eu-7Satış ve Teknoloji Odaklı Bir İş Yapmak… Satış, büyük veya küçük bütün firmaların lokomotifidir. Satış tarafındakiler iş yapabiliyorlarsa firma gelişir. Satışçılığın Türkiye’de hakettiği yerde olmadığına inanıyorum; özellikle teknoloji tarafında satış, değişimi ve değişime uyumu da içinde barındıran bir iş. Farklı ortamlara giriyor, farklı renkteki kişiliklerle karşılaşıyor, sürekli öğreniyorsunuz. Zamanın %20’sinde ofisteyseniz, %80’inde dışardasınız.

eu-8

Gelecekte Satış… Gelişmelere bakarsanız, hem GSM operatörleri, hem de e-ticaret siteleri verileri açısından da gelecek ‘mobil’de… Operatörler artık kendileri mobil-katma değerli servisler sunan firmalar olarak konumlarken, e-ticaret odaklı siteler alt yapılarını mobile göre ayarlamayı öncelik olarak görüyorlar. İnternet-bilgisayar tabanlı yapı yerini mobile bırakıyor. Öte yandan sıcak, yüz yüze satışın hiçbir zaman ölmeyeceğine inanıyorum.

Teknoloji olmazsa olmaz… Gelecek trendleri ise belirleyici. New Biz’den GoM’a dönüşümüz de bu ihtiyaçtan doğdu. Satış Geliştirme’den Teknoloji’nin Yazılım tarafına değil İnternet yani Dijital tarafına yöneldik…

eu-9

KİMLİĞİM | Hobilerimle Yaşadığımı Hissetmek Tiyatro… Kürek… Dans… Zumba… Basketbol… Motosiklet… Hobilerimi yaparken kendimi gerçekleyebiliyorum. Buna etrafımdakilere bakarak karar vermesem de, çevremde o kadar çok insan tutkularından uzak yaşıyor ki. İşe gidip gelmek, faturalarını ödeyebilmek, klasik döngüde yaşamak, ‘ev almak, hayatı daha garanti olsun diye 2.ev almak, yaşlılığında rahat etmek için 3.evi alma çabası, güzel bir arabaya sahip olma, seyahat etme-dünyayı gezme isteği…’ Bir ülkeye gitmek skordur, bir ülkeyi tanımaktır/yaşamaktır önemli olan. Bu başlı başına bir hobi olabilir. Ben de hobilerim sayesinde yaşadığımı hissediyorum. İşe gelip, fatura kesip, rutini gerçekleştirdiğimde yaşadığımı değil yaşattığımı hissediyorum. Çünkü o işi yapmamız başkalarına da fayda sağlıyor. Çalışanlarımıza, tedarikçilerimize hatta evdeki ailemize… O düzeni sağlamak yeterli, daha fazla kazanayım derdinde olmuyorum. Bu düzen sayesinde hobilerim için imkân ve alan yaratabiliyorum.

eu-10

Hobilerimi yapabilmemi doğru seçimler yapmama borçluyum. Doğru Eş ve Doğru Ortak seçmiş olmak, bana hayatta bu zenginliği anlamlı şekilde yaşamamı sağlıyor. Bir hobiyi yapabilmek diğerini de hatta hayatı daha iyileştiriyor… Dans Hocam, Türkiye Şampiyonu ve bence Türkiye’nin en iyisi… Kürek Hocam, hem milli kürekçi hem de Fenerbahçe Spor Kulübü’nün lisanslı kürekçisi. Tiyatro oyunu (Womb Tomb) şu an içinde bulunmak istediğim, hayalini kurduğum projelerin en iyisi… Ve hepsi de bir tutkudan yola çıkarak hayatıma girdi. ‘Kürek yapmak istiyorum.’ diye düşünürken bir toplantıda yanıma oturan şimdiki Hocam Gökhan; ‘Bir gel bakalım neler yapabiliriz.’ dediğinde herhalde sözlü olarak bilgi verecek derken kendimi tekneyle suya açılmış ilk bilgileri dinlerken buldum ve hayatıma kürekçilik girdi.

Tutkularınızla hareket ettiğinizde bir şekilde istediğiniz herneyse en iyisi sizi buluyor.

Tiyatro için de “Küçük bir projede yer alabilsem keşke” derken, kendimi 3,5 saat İngilizce oynadığım bir tragedyada, 10-15 senedir bu işi yapan ve tiyatroyla yaşayan uluslararası bir ekiple sahnede buldum.

Herkesin çevresinde bir fırsatlar nehri akıyor aslında… Farkında olanlar, fırsatları görüp tutup hayatlarına çekebilenler bunları deneyimlere de dönüştürebiliyor, tutkularını yaşayabiliyorlar. 

TİYATRO DENEYİMİ | Şükredilen Anlar

Orada sahnede olmanın değerini bildiğimi düşünüyorum… Hem o kadar deneyimli bir ekiple sahnede olduğum, hem de bu deneyimi yaşama şansım olduğu için şükrediyorum ve sahnede gerçekten yaşadığımı hissediyorum.

Özellikle provalar sırasında çok duygu yoğunluklu bir süreç yaşıyoruz. Yönetmenimiz İtalya’nın en önemli 10 tiyatro yönetmeninden biri; Simone Mannino. Ve tiyatroda etki yönetmenle ilişkilidir. Provaları 45 dk.-1,5 saat sonunda ağlayarak bitirdiğimiz zamanlar oluyor. Bu duyguları paylaşabilmek benim için çok değerli…

WOMB TOMB

eu-11Womb Tomb, Oedipus’un 2.500 yıllık miti’nin orijinal yeniden yorumlanmasına dayanan, son derece modern bir tiyatro projesi. Farklı kültürel altyapılarıyla çeşitli sanatçılar ve oyuncuların bir araya gelmesinin ve Sofokles’in trajedisiyle (Jean Cocteau’nun The Infernal Machine’i ve Elsa Morante’nin Evening at Colonus’u gibi daha yakın dönem versiyonlarıyla da beraber) antropolojik, sembolik ve sosyal anlamlarıyla yoğun ve eleştirel biçimde bir yüzleşmenin sayesinde, Womb Tomb geçmiş ve bugün, kader ve bireysel özgürlük, ölüm ve yaşam gibi tehlikeli zıt uçlar arasında güçlü bir ilişki kurarak seyircilerine çığır açan bir tecrübe yaşatıyor.
Alıntı | http://senizozbey.com/womb-tomb

 

 

Paylaşmak; beni ben yapan duygulardan… Yanımda kimse yoksa, yaşadığım çok enterasan bir şey, bana başkasını yaşarken izlediğim bir film karesi gibi geliyor. Kenya’da hipopotamların arasında göl kenarında, cennet gibi bir yerde ata binerken bile; “Ne kadar acayip bir şey yaşıyoruz” diyebileceğim kimse yoksa yanımda o olay kayıtlarıma, anılarıma girmiyor…

“Başıma gelen” iyi şeylerden sonra diyorum ki; dillendirin… Hayalimi sorduklarında, bu dünyadan gittiğinde kimlerinkinin yanında fotoğrafın olsun isterdin dediklerinde Münir Özkul, Erol Günaydın derdim, onur duyardım… Bunu bir yerde yazdım, paylaştım hemen arkasından tiyatro projesi ortaya çıktı.

eu-13

 

Hikâye Dinlemek Mi, Hikâye Anlatmak Mı?…

Birini seçmek zorunda kalsaydım; hikâye dinlemeyi seçerdim çünkü bundan besleniyorum, öğreniyorum. Sonra dinlediklerime nasıl katkıda bulunabilirim, birbirleriyle ilgili olanları nasıl buluşturabilirim, bu hayatta yapamadıkları için onları nasıl cesaretlendiririm diye düşünüp hareket ediyorum. Bir Bankacı tanıdığım tasarlamaktan, takı yapmaktan, tasarladığını taşımaktan nasıl zevk aldığını anlatıyor ve işiyle ilgili konuşurken aynı heyecanlı hali taşımıyorsa, ‘Nasıl sevdiği işi yapabilir, ona nasıl katkıda bulunabilirim?’, diye düşünürüm. Çünkü hayatı öyle bezmiş halde geçerse yazık…

Rol Model Dediğin…

Bütün hayatını model aldığım kimse olmadı, hayatında bazı açılardan duruşunu örnek aldığım kişiler oldu, hâlâ da var… Kimseye eyvallahı olmayan insanları değerli buluyorum, benim de kimseye eyvallahım olmasın istiyorum. İnsanları, paylaşmayı, aidiyeti önemserim ancak bu farklı… İşini yapması ve bu konudaki bazı değerleri açısından Münir Özkul’u, profesyonel hayata adım atmamı sağlayan Yılmaz Haznedar’ın iş disiplinini örnek aldım. Belli açılardan da Steve Jobs örnek alınabilir, farklı biriydi, ‘normal’ değildi…

KELİMELERİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI
SIRADIŞI -> Galiba ben (başkaları öyle söylüyor).
AİDİYET -> Süreklilik, sonsuzluk, hep ait kalmak
MUTLULUK -> Huzur
ZOR -> Uzak durulası, fazla üstüne gitmeyebilirim
KARİYER -> Düzen sağlamak
ALGI -> Renklilik aynı zamanda farklılık (iyi bir şey yaparken başkasının kötü algılaması gibi)
HAYAL -> Benim için hep olan (Bütün hayallerim oluyor)
DEĞİŞİM -> Olmazsa Olmaz
OLMAZSA OLMAZ -> Değişim (seviyorum)
DOLUNAY -> Kızım (Gecelerimi aydınlatıyor, İYİ Kİ VAR)
MEVSİM -> Hiç önemli değil (İçimde güneş açsın yeter)
RENK -> (Kirli) Sarı (İnsan hayatının hem canlılığını, hem de hatırlanmak istenmeyenlerini anımsatıyor)

Film Önerilerim
Sevginin önemini aktaran filmleri unutmuyorum, önemsiyorum.

LÉON (Sevginin Gücü-1994) Yönetmen: Luc Besson

Big Fish (Büyük Balık-2003) Yönetmen: Tim Burton
Başroldeki sürekli iyilik yaparak yaşayan adam gibi olmak isterim.

En Çok Etkilendiğim Kitap
Büyük İskender – 3 Dünyanın Hakimi (Yazar: Valerio Massimo Manfredi) Orjinal isim: Il Confine del Mondo 3 ciltlik bir kitaptır. Kaç kez okudum ve kaç kişiye hediye ettim hatırlamıyorum. Hayata dair her şey; aidiyet, savaş oyunları, strateji, insan ilişkileri var.

Yaşamdaki Fon Müziğim
Sade – Love Is Found

“Kızım Dolunay’a tek bir şey öğretme şansım olsa; tutkusunu kaybetmeden coşkuyla yaşayan biri olmasının ne kadar önemli olduğunu anlatmak isterdim. Her şeyini kaybedebilirsin hayatta; sevdiklerini, mevkiini, paranı, her şeyi… Yaşama coşkunu kaybetmezsen hayata devam edebilirsin…”

eu-16Babam, beni ben yapanlardan… İngilizce Öğretmeni, 1987’de vedalaştığım. Yıllar sonra öğrencileri buluştu, beni de buldular ve davet ettiler. Çok özeldi; anılar, paylaşımlar, duygular, minnet, vefa. Gittikçe daha az karşılaştığımız değerler. Nesli tükenmiş kalitede bir arkadaş grubu ile tanıştım. Babamla gurur duydum bir kez daha ve şanslı hissettim evladı olduğum için. Farklılığını dinledim boğaz düğümlenmeleri ile. Tarifsiz bir haz. O derecede büyük bir burukluk.

eu-17Hayatımın en değerli varlıklarından biri; Annem. 2009’da vedalaştık. Küçük yaşta kaybettiğim babamdan sonra üstlendiği rol, insanüstü gayret beni son nefesime kadar etkilemeye devam edecek.

 

eu-18
“Hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. Olgunlaşmak; kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekanın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hakimleridir…”
Cemil Meriç

 

Söyleşiyi Yapan: Seray Nâsırlı

Share.

About Author

Leave A Reply