Murat Günenç

1

“HAYATTA YANLIŞ TERCİH OLDUĞUNA İNANMAYAN BİR İNSANIM…” 

“Birinin, kendinin hakkına veya canına kastetmiyorsan hayattaki her tercih doğru tercih… O anda anlamıyoruz bazen, keşke bunu seçmeseydim diyoruz ancak her sürecin yolculuğumuza bir katkısı var. Kararlarımızın sonuçları kimi zaman bizi zor koşullara hazırlayan özellikler kazandırıyorlar, kimi zaman çok çok başarılıyken mütevazı olmayı öğretiyorlar… 

Pişmanlık duyarım dediğim şeyler, yaptığımdan çok yapamadığım ve küçük şeylerdir. Keşke yapmasaydım dediğim bir şey yoktur.” diyen, IBM ve Oracle’da uzun dönem teknoloji-medya-eğlence  sektörlerine odaklanarak satış odaklı ve üst düzey yönetim pozisyonlarında görev aldıktan sonra kariyerine MAP Global şirketi ve MUSION markasıyla Girişimci olarak devam eden, “Geleceğin Teknolojisi Hologramı Türkiyeye’ye Getiren İsim” olarak anılan Murat Günenç ile hayattaki değişim duraklarını, önemli kararları alırkenki yaklaşımını, olmazsa olmazlarını ve gelecek imajinasyonunu konuştuk.

AIESEC’li olma ayrıcalığını bir kez daha hissettirdiği ve önümüzdeki yıllarda artan başarılarına tanıklık ederken gururla hatırlayacağımız bu söyleşideki paylaşımları için kendisine teşekkürlerimizle…

 

İLK DEĞERLER | YAŞAMA YÖN VERENLER  

İZMİRli olmanın ve mezunu olduğum Bornova Anadolu Lisesi’nin o zamanki efsane okullardan biri olmasının etkisiyle daha genç yaşlarda olabildiğince bilinçli kararlar alabildiğimi söyleyebilirim. Şu anda “Murat Günenç Kimdir?” diye sorduğunda aklıma ilk gelen Bornova Anadolulu ve Karşıyakalı olmaktır mesela. Bunlar birer kültürdür. Anadolu Lisesi ailemden sonraki en önemli şanslardandır;  11 yaşındaki bir çocuğun 18 yaşındaki biriyle her anlamda ‘baş edebilme’ yetisi ile 18 yaşındaki birinin 11 yaşındaki birini koruma güdüsünü bir arada kazanabildiği bir yerdir, bir camiadır. Karşıyakalılık, Karşıyaka’yı tutmak ‘Don Kişot’luktur mesela. Sadece başarı için değil farklı değerler ve birliktelik duygusu için bu takımı tutarız. Uzun süre yurt dışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye gelme sebeplerimden biridir bile diyebilirim. “İzmirliysem İzmir’in takımını tutayım, yenilse de yense de onun yanında olayım, kongre üyesi olarak destek vereyim, günübirlik bile olsa kalkıp maçına geleyim, gerekirse ufak bile olsa destek olabileyim, kombine bilet alıp lisedeki gençlere dağıtayım…” isteklerini yaratacak kadar güçlü bir aidiyettir ve hayatta mutluluk-üzüntü gözyaşlarını dökmeye sebep olabilen bir değerdir.

Bizimki gibi kültürlerde yetişenler, Darwin’in adapte olanın ayakta kalabilmesi ve kazanması teorisi açısından bu nedenle avantajlılar. Sosyal yaşamda ayakta kalabilmek ve ilerleyebilmek için tüm duyularınızı kullanmanız gerekiyor. Ben şu an Londra’da 2 duyumu kullanarak rahatlıkla yaşayabiliyorum, bugün İstanbul’da trafikte buraya gelebilmek için 5 değil 6 duyumu kullanmam gerekti. Yurtdışında 15 yıl çalıştım. Orada bir çevre oluştu, üniversitelerde dersler veriyorum, zirvelerde konuşmalar yapıyorum, spor girişimciliğim nedeniyle Monaco Prensi’nin davetine katılıyorum derken Türkiye’ye geliyorum ve sıfırdan kendimi anlatmam gereken bazen komik durumlarla karşılaşıyorum. Zor olsa da keyifli. Bunlar her şeyiyle seçimlerim sonucunda yaşadıklarım…

 

KRİTİK ANLARDA TERCİHLERİM | KARAR AĞACI

18 yaşımdan beri “Karar Ağacı” diye bir sistem kullanıyorum. Alternatifleri görselleştirmek ve tüm ayrıntıları-riskleri bir arada görebilmek benim için çok önemli. Neyi başarmak istiyorsam, hedefim neyse farklı seçimler yaptığımda sonucun nasıl şekillenebileceğini mümkün olduğunda adımlarıyla kağıda döküyorum. Kimlere ulaşmam gerekiyor, engeller ne, hangi işbirliklerine ihtiyacım var yazıyorum. Bu bir harita. Yine de kendimi buradakilerle sınırlamam, 1-3-5-10 yıl içerisinde olabilir, ben ilerlerim, esnek adımlar atmaya çalışırım. Mesela 18 yaşında hazırladığım ve “29 yaşında Türkiye’ye dön” diye sonuna not düştüğüm haritamla karşılaştım geçen gün. O kadar çok varyasyonu gelişmiş ki; yine de temel değişmiyor, amaç hep gelişim.

 

GENÇ YAŞTA SORUMLULUK ALMAK | STK-AIESEC ETKİSİ

“Hayatta her an kendimi nasıl canlı hissederim, insanlarla nasıl daha iyi iletişim kurarım” düşüncesiyle yaşıyorum. Bu bana AIESEC’in kattığı, özgürlük ve özgüven içeren bir bakış açısı. Karşılık beklemeden çalışmanın ve maddi bir şey almadan çalışan insanlarla olmanın yarattığı bir etki. AIESEC’te bir STK zincirinin hem en altında oldum, hem de en yukarısında yöneticilik yapma şansım oldu, inanılmaz bir his/ti. Kendi içinde bir yönetim üniversitesi gibi, bir laboratuvar alanı gibi; kontrollü fakat 18-19 yaşındaki insanların enerjisiyle fazla da savurabilecek biri enerjisi var. Başkanlık ve sonra Genel Merkez Koordinatörlüğü döneminde 500’den fazla kişiye o sıfatla ulaşabilmenin etkisi ve daha sonra AIESEC Danimarka tecrübesi ise bambaşkaydı.

STK’da Proje Koordinatörlüğü’nün de güzel katkıları oldu. Ben hayalleri olan biriyim, hayalperest değilim. Rakamları severim, ‘Büyük Resim’i görebilmek, vizyona bakıp stratejiyi koymak ve hedefleri belirlemek sonra adımları koyabilmek benim için önemli. Çeşme otobanında araba kullanırken aklıma gelen “Güneydoğu’da Yeni Ufuklar Projesi”, AIESEC’in bana sağladığı özgür ortam, güçlü ekip ruhu ve bu vizyondan gücünü alan adımlarla hayata geçti. Birleşmiş Milletler’den 60 bin $ fon yaratabildik o kacaman ekiple beraber.

Hayatta hiçbir kurum olmazsa olmaz değil, AIESEC olmasaydı da su yine yolunu bulurdu belki ancak önemli bir fırsattı, ben o fırsatı değerlendirebildim.

 

NE FARKLI OLURDU? | KARİYER ADIMLARI

IBM-Londra ve PwC-Şangay arasında iş tercihi yapmam gereken bir dönem olmuştu. Ülkelerden ve kurumlardan bağımsız düşününce bir teknoloji şirketi değil de danışmanlık şirketinde ve danışman olma amacıyla çalışmaya başlasaydım, gelişim açısından farklı bir yönelimim olurdu. Danışmanlığı entelektüel birikim açısından çok değerli bulurum, öte yandan karar alma süreçlerinde fazlaca akademik bir yaklaşım sergilendiğini, fazla yorum yapmadan ve risk almadan işlerin yürütüldüğünü düşünürüm. Danışman olarak başlasaydım; profesyonel ağacımın ilk filizi farklı olacak, belki daha az risk alan daha stratejik bakan ancak iş yönetme-ön görme-büyük kurum dinamiklerini sonraki kariyerimde öğrenecektim.

IBM’in kattıkları, reel sektör de olması nedeniyle önemliydi. İşe başladıktan sonra İkiz Kuleler’e o büyük saldırı oldu (9/11) ve bir anda dünya küresel piyasaları çöküverdi. Kurumsal Finans tarafında çalışmaya başlamıştım ve neredeyse 1 yıl önce derste gördüğüm ‘global buhran olursa piyasalarda ne olur’ örneğini 5 milyar $’lık bütçeyi yöneten bir CFO’nun Yönetici Asistanı olarak bizzat yaşadım. 30’dan fazla ve farklı dinamikleri olan ülkeden sorumlu bir CFO’nun bu süreci nasıl yaşadığını gözlemlemek, belli noktalarda deneyimlemek beni birden reel sektörün içine attı, hem de küresel olarak… O zamanki Patronum benim için profesyonel olarak en önemli kişilerdendir ve beni çok destekledi, bizzat süreçleri yaşamamı sağladı. Danışman olarak kariyerime başlamasam da bu süreçte yşadıklarım, tanıdığım insanlar bana benzer bir gelişim süreci yaşattı.

Şangay yerine Londra tercihim bu nedenle önemliydi. Bir de o zamanki kız arkadaşım, sonraki nişanlım ve şimdiki eşim o zamanlar Almanya’da olacak ve daha uzak olacaktık. Tercihimi buna göre de yapmıştım.

 

DEĞİŞİK YÖNETİM TECRÜBELERİ | BAKIŞ AÇISI

STK yöneticiliği, kurumsal kimlik ve yönetim kademesinde alınan görevler, ardından girişimcilik… Hepsi farklı farklı tecrübelerdi ve eşsiz katkıları oldu.

STK Deneyimi… ‘Herkesin her şeyden önce insan olduğunu bilerek’ iş hayatına başlamamı sağladı. Çünkü AIESEC’teyken, Türkiye’de ve yurt dışında, üst düzey yöneticilerin ve devlet erkânının gözlerinin içine bakarak iş yapıyor, projelerimizi anlatıyorduk. Daha sonra IBM’de ilk çalışmaya başladığımda 425 bin kişinin çalıştığı bu şirketin Başkanı’nın karşısında aynı güvenle durabiliyordum. Genç birinin karşılarındaki bu duruşu o düzeydeki (CEO, C Level) yöneticileri çok etkiliyor. Binlerce insanı yöneten, sizi işten atma yetkisi bulunan birine dalkavukluk yapmadan, onun karşısında ne olursa olsun kendi fikrinizi savunmak zor bir şey, özellikle bu kişinin kariyerinize katkısı olacaksa. O deneyimdeki kişiler akla karayı çok net görebildikleri için sizin bu güveninizin farkına varıyor ve destekliyorlar çoğu zaman.

Pek çok insan kendi yorumunu katmaz, başkasının görüşünü tekrarlar, daha denenmiş olduğu ve alacağı tepkiyi ön görebildiği için. Kendi yorumumu katarak görüşümü çekinmeden belirtmek, bana AIESEC’in ve STK gönüllüsü olmanın kattığı bir özelliktir. Hiyerarşiyi, liderliği, Büyük Resmi görmek gereğini ilk burada fark ettim.

IBM… Apayrı bir okuldu. Teknoloji sektörünü bulan şirkettir IBM. Akademik kariyerim bu yönde olmasa da, bir üniversitede şirketim adına teknoloji konusunda ders verebilecek kadar yetkin hale getiren bir çalışan geliştirme alt yapısına sahiptir. Örneğin IBM Global Sales School mezunu olabilmek ve o sertifikaya sahip olmak önemlidir. Bu yönde de beni desteklediler hatta okulu ilk 3’te bitirip satış alanında eğitmen olabilecek kadar bu dönemi verimli geçirmemi sağladılar.

Oracle… IBM sorumluluklarım arasında 2 senelik bir ara deneyimdi. IBM’de finans tarafında Oracle account’larını yönetirken Oracle’dan çok güzel bir teklif geldi. İşe başladıktan 3-4 hafta sonra Lehmann Brothers battı ve dünya finansal krizi başladı. Bu süreç de çok öğreticiydi ve zorluğuna rağmen keyifli bir dönemdi. Ortadoğu’daki ilk satışlarını yaptım ve İngiltere finans sektöründen sorumluydum. Sonra da IBM’deki eski mentorum bir yönetim pozisyonuna geçince bir teklifle geldi ve IBM’e geri döndüm.

Girişimcilik… Girişimciliğin en zoru; hayatta maddi ve manevi bazı şeyler başardıktan sonra olanı. Dünyanın neresinde olursa olsun, hele bir de aileniz varsa çevrenizdeklerin size hafiften deli gözüyle bakacağı, herkesin hayal edeceği fakat kimsenin tasvip etmeyeceği bir şey. “Ne yanlış da değiştiriyorsun” sorgusunu getiriyor. Hayatta benim için ticari başarı öncelik sıralamasında olsa da en başta yer almıyor. Yoktan bir şeyi var etmek, fikrimi markalaştırmak, hayalimin peşinden gidip onu somutlaştırmak üst sıralarda olduğu için girişimci yan içimde hep vardı. Eşimin ve ailemin özellikle maddi destekleri bu kararı almamı kolaylaştırdı. IBM’den ayrılma sürecim biraz zor olsa da kurum içindeki mentorlarım sonunda desteklediler. 3 kez istifa ettim ve sonuncusunu kabul ettiler.

 

B PLANIM HER ZAMAN VAR  

Şu an yaptığım iş önemini yitirse veya farklı bir gelişme nedeniyle etkisi kalmasa da yapacak bir şeyler, hedeflerim hep vardır. Kontrolümüzde olmayan şeylere karşı da hazırlıklı olmamız gerekiyor. Hologram’ın Türkiye’deki lansmanını yapacağımız zaman Mayıs 2013’te hepimiz için önemli olan toplumsal olaylar oldu. Gezi Parkı gündeme geldi. Lansmanı yapacağımız yer çok yakındı ve toplumsal hassasiyetten dolayı, yapılan tüm hazırlıklara rağmen iptal etmeyi tercih ettik. Yola her zaman devam etmek gerekir, önemli olan nasıl olacağı…

 

FARKLILIKLARIN ZENGİNLİĞİ | EXPAT OLMAK

İki kez expat oldum, ilkinde yalnızdım, diğerinde ailemle… Yalnızken Danimarka’daydım ki hâlâ benim için 2.ev gibidir. Sosyal değerler açısından bence dünyanın en önemli toplumlarından biridir. Gittiğim ilk günden tercihlerimi, değerlerimi, inançlarımı öğrenip döndüğüm güne kadar her sosyal toplantıda bunlara dikkat edilerek kurulan bir sosyal iletişim anlayışları vardır. Kendisine katma değer sağlamak isteyen yabancılara yaklaşımları ve destekleri örnek gösterilebilir. Eğer yararlanmayı bilir ve kendinizi kapatmazsanız, expatlık, sizi 1 iken 3 yapabilen bir eğitim ve deneyim sürecidir. Aileyle olduğunda çok farklı dinamikleri var tabi, sizinle birlikte ailenizin farklı adaptasyon süreçleri olabiliyor.
Yağmur Ormanı Metaforu… Gittiğiniz kültür içinde kaybolmak değil ancak adapte olup gittiğimiz yere de renk katabilmemiz gerekiyor. Bu insanı ve gittiğiniz yeri zenginleştiriyor. Bir örnek veriyorum bu durumu anlatırken… Eşim Biyolog, sevdiği bir alan olduğu için Avustralya’daki yağmur ormanlarını görmeye gittik. National Geographic’te fotoğrafçılık yapan rehberimiz bizi gezdirirken şaşkınlığımı fark etti; yukarıda ağaçlar belli belirsiz birleşiyor ancak ağaçlar arasında, kocaman, neredeyse futbol sahası kadar boşluklar var. “Ne bekliyordun?” dedi. “Karman, çorman bir şey.” dedim. “Yok, o jungle, sağlıksız yağmur ormanı onlar.” dedi. Bitki tipi tek olursa, sadece bu tek türü tehdit eden bazı zehirli sarmaşıkların da etkisiyle sağlıksız bir yapı oluşur, bütün boşlukları doldurur, toprağı da öldürür, yukarıdaki hayatı da öldürürmüş. Bütün dünyanın oksijenini sağlamaya katkısı olan sağlıklı yağmur ormanının, farklı bitki ve hayvan türlerini barındıran olduğunu öğrendik. Bu hayatlarımızın da gerçeği. Biz bir yere gidip orada asimile olmaya çalışırsak topluma da kendmiize de zarar veriyoruz. Adapte olursak renk katıyor ve orayı zenginleştiriyoruz.

 

GELECEK İMAJİNASYONUM | NE YAPMAK İSTİYORUM
Teknolojinin her geçen gün hayatımıza daha fazla gireceğini ve insanlık için bunun yeni bir rönesans olduğunu düşünüyorum. Ve bu rönesansta küresel olarak etkili insanlardan biri olmak istiyorum. Bugün bazı donanım ve yazılımlarla aracılığıyla, haftalar süren tıbbi araştırmaları günlere indirebiliyoruz. Bugün üzerimizde taşıyacağımız bir cihazla, ölümle sonuçlanabilecek bazı sıkıntıları ön görüp engelleyebiliyoruz. Öğrenme imkânlarını hologram gibi teknolojilerle sınırsızlaştırabiliyoruz. Dünyada eğitim açısından iki şey çok önemli. İyi bilgi ve iyi eğitmen. İyi bilgi artık bir tık ötede, çok ve karmaşık olmasına rağmen. İyi eğitmene erişim sınırları da yeni teknolojilerle kalkıyor. Özellikle hologramla ilgili sadece ticari olmayan, farklı hedeflerimiz var. Türkiye’de eğitim akademileri açacağız. Türkiye’nin dijital sanatçılarını destekliyoruz, Contemporary İstanbul’da yer alacağız.

Dünya karanlıklardan geçiyor bu aralar. Bizi aydınlığa çıkaracak olan karşılıklı anlayış ve bir arada olabilmek, bir arada çalışabilmek. Ve bunun aracısı da teknoloji. Hiçbir zaman amaç değil, teknoloji araç olacak bir alan. Ben de birlikte çalıştığım iyi insanlarla, doğru partner ve paydaşlarla birlikte ilerleyerek bu alanda iz bırakanlardan biri olmak istiyorum.

 

KELİMELERİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI  

BULUŞ → Heyecan
DENGE → Rahatlık
ALGI → Kişiye Bağlı
DEĞİŞİM → Değişmeyen Tek Şey
ZAMAN → En Az Olan
VAZGEÇİLMEZ → Yoktur
ZOR → Yoktur
EVLAT → Birtane
AİLE → Birtane
OLMAZSA OLMAZ → Ailem ve Sevdiklerim
SONSUZLUK → İçimizde Hep Var
YALNIZLIK → Olmasa Da Olur
KARŞIYAKA → Aşk
KOŞMAK → Çok Şey ve Yalnız Kalmak
YEMEK YEMEK → Zevk
RENK → Yeşil-Kırmızı
MEVSİM → Yaz

 

İz Bırakan Film

Yeni Bir Başlangıç (Orijinal: Jerry Maguire, 1996)
Yönetmen-Senaryo | Cameron Crowe

 

En Çok Etkilendiğim Kitap

Nikos Kazancakis’in ZORBA ve Hermann Hesse’nin SİDDHARTHA

 

Yaşamdaki Fon Müziğim

Hayatımı geçirdiğim evreye ve güne göre değişir.
Bu aralar sevdiğim bazı yabancı DJ’lerin hızlı tempolu şarkıları çünkü hayatım şu an çok hareketli.

 

Söyleşiyi Yapan | Seray NÂSIRLI

Share.

About Author

1 Comment

  1. Hüseyin Kına on

    Merhaba lisede matematik öğretmeniyim murat bey. Hologram teknolojisini okulda kullanacağımız bir sınıf oluşturma gibi bir düşüncem var. Tübitak a proje olarak da sunmayı düşünüyorum. Düşüncelerim var ama gerçekleştirebilir miyim bilmiyorum. Bana yardımcı olur musunuz? İletişime geçebilir miyiz? Teşekkür ederim.

Leave A Reply