Mustafa İçil

0

mi-1“Hep anlatılan o ‘gelecekteki değişim’i şu an yaşıyoruz aslında… Teknolojiyle sınırlar kalktığı için herkesin sesi çok güçlü çıkabiliyor ve bu dünyada çok etkili oluyor. Çoğunluğun sesi her zaman daha kuvvetli çıkar ve artık çoğunluğu yaratacak aynı fikirde olan bireylerin bağlantılı hale gelmesi daha kolay. Şu an içinde yaşadığımız dönem çok büyük bir değişimin parçası…” diyen, kariyerine kendi kişisel markasıyla devam edecek olan Mustafa İÇİL ile yaşamının her döneminde aldığı değişim kararlarını, farklı açılardan çizgidışı sayılabilecek ve ayrıntılarda saklı kariyer görüşünü konuştuk.

 

mi-2İstanbul Amerikan Robert Koleji ardından lisans ve yüksek lisans öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde tamamlayan Mustafa İçil; mezun olduğu tarihe kadar çeşitli teknoloji firmalarında deneyim kazanmış, 1994-1995 yılları arasında Microsoft’un Chicago ofisinde Bilgi Teknolojileri Yöneticisi olarak çalışmıştır. Microsoft Türkiye ofisine Sistem Mühendisi olarak geçtikten bir süre sonra 1998 yılında Windows’dan Sorumlu Ürün Pazarlama Müdürü olarak görevine devam etmiş, 2005 yılında Apple IMC firmasına Pazarlama Müdürü olarak geçmiş ve 2 yıl boyunca Apple ve Adobe markalarının pazarlama stratejilerini oluşturup hayata geçirmiştir. Mustafa İçil için 2007 yazında Google Türkiye ofisinde Pazarlama Direktörlüğü ile başlayan süreç, Bölge Pazarlama Direktörlüğü göreviyle Yunanistan – Orta Doğu – Afrika pazarlarının da sorumluluğu ile devam etmiş, 6 yılı aşkın bir süre çalıştığı Google’da önemli projeleri hayata geçirmiştir. Profesyonel kariyeri boyunca kurumsal görevlerinin yanında pek çok farklı profile yönelik konferanslarda ve eğitimlerde marka yönetimi, stratejik pazarlama, yeni nesil pazarlama, sosyal medya, inovasyon ve liderlik üzerine deneyimlerini paylaşmıştır. Ekim 2013 itibariyle bu çalışmalara daha çok zaman ayırma ve kendi markasıyla Stratejik Pazarlama Danışmanı-Eğitmen olarak kariyerine devam etme kararı almıştır.

MUSTAFA İÇİL | KARİYER & İLK BİLİNÇLİ SEÇİM

mi-3Yazlıktayız ve dışarıda arkadaşlarımla oynuyorum. Bir arkadaşım “Gelin gelin, çok değişik bir şey gördüm”, diye bağırınca hepimiz koşarak onu takip ettik… Bahçe katında bir ev, balkonda birisi oturmuş, ekrana bakıyor sonra önündeki kitaba bakıp önündeki klavyeye bir şeyler yazıyor. Yarım saat kadar hiç ses çıkarmadan izledik. Sonra bir şeye bastı, baktık ekranda bir oyun, oklarla hareket eden kare ile bir üçgeni yakalamanız gerekiyor. İlk bilgisayar görüşümdü bu…
“Tamam” dedim “…bu inanılmaz”. Bakıp bir şeyler yazıyorsunuz, bambaşka bir şey çıkıyor ortaya. O günden sonra bilgisayara ilgim başladı, dergileri takip ettim.
Elektronikle de ilgiliydim, evde elektronik devreleri yapardım. Orta son ve Lise dönemlerinde yazları birer ay çalışmaya başladım, ilk yıl yazılım ve donanım satışı yapan bir bilgisayar şirketinde çalıştım, lise döneminde gönüllü olarak Teleteknik Dergisi için bilgisayar haber çevirilerini yaptım, aynı dönemde 6-7 yaş grubundaki çocuklara bilgisayar programlamayla ilgili eğitimler veriyordum. Tüm bunlar erken dönem stajları gibiydi.
mi-4

Bu yüzden özellikle üniversitede okuduğum bölümü tercih etmem ilkokul dönemlerine dayanır. Robert Koleji sonrasında Boğaziçi Üniversitesi ve Bilgisayar Mühendisliği tercihlerim, kariyerimle ilgili ilk bilinçli adımlarımdı…

Tabii şu işi yapacağım, bu firmada çalışacağım diyemiyordum. Teknolojiyi ve bununla ilgili her şeyi seviyordum, o alanda çalışmak istiyordum. Bu amacıma ulaşabileceğim iki bölüm Bilgisayar ve Elektronik idi.

Geleceği planlamakla olayları akışına bırakmak arasındaki dengeyi çok iyi kurmak gerekiyor. Bazı kişiler çok fazla tatminkâr davranıp hayatta ne istediklerini fazla sorgulamıyorlar. Bazıları da sürekli bir sorgulama ve planlama halindeler. Hayatım boyunca bu dengeyi kurmaya ve korumaya çalıştım…

Teknoloji | İçerik – Satış – Editoryal Deneyim… Teknolojiyle ilgili pek çok deneyim alanınıyla çok erken tanışmak kariyer açısından tercihleri de daha hızlandırıyor ve netleştiriyor. Mezun olduktan sonra “Microsoft’ta çalışmak istiyorum.” demesem de bazı firmaları hedeflemiştim. Microsoft’ta sırasıyla BT Yöneticiliği – Sistem Mühendisliği – Ürün Pazarlama Yöneticiliği gibi farklı deneyimler arasındaki geçişlerde, her aşamada yaptığım işlerden çok keyif aldım. Yaptığınız işten keyif almadığınız noktada zaten değişim için ‘geç kalmışsınız’ demektir. Üniversiteden mezun olurken Bilgisayar Mühendisi olarak yazılım üzerine de uzmanlaşmış olsam da ve kod yazmayı çok sevsem de, profesyonel hayatta yazılım geliştirmekte çok donanım ve BT Yönetimi tarafında çalışmak istedim. Microsoft Chicago’da BT Yöneticisi olarak çalışmaya başlamam bu dönemdedir. Aynı dönem pek çok sorgulamayı da birlikte getirdi. Türkiye’de veya yurtdışında çalışmak, sistem yönetimi tarafında veya sahada, müşterilerle daha fazla iletişimde olacağım görevler almak sorularına yanıt arıyordum. Microsoft Türkiye’de Sistem Mühendisi olarak kariyerime devam etmek istedim. Çünkü hem ürüne hakimiyet, hem de ürünün ve markanın 3.kişilere temsilinde söz sahibi olmak benim için önemliydi. 2 senelik süreçte farklı bir analiz süreci de yaşadım kendimle ilgili…

Üzerinde çalıştığım ürünü ve markayı çok sahiplendiğimi ve birine onu anlatırken çok büyük heyecan duyduğumu fark ettim. Ve geleceğimin daha etkileşimli tarafta yani Pazarlama’da olduğunu hissettim. Direkt Pazarlama Müdürü’ne gidip bu alanda açılacak olası bir pozisyona aday olduğumu söyledim. O dönem şans eseri hep Pazarlama birimiyle birlikte çalıştığım projeler oldu, bir nevi Fahri Ürün Pazarlama Yöneticisi gibiydim ve ilk fırsatta da daha aktif görevlerle bu alana geçiş yaptım. 20 yıllık geçmişime baktığımda da o zaman doğru bir karar verdiğimi şu an daha net görüyorum.

mi-5KARİYER DEĞİŞİMLERİ | Sosyal Yaşam Dengesi & Karar Alma Süreçleri

“İki ayrı marka arasındaki dengeyi çok iyi kurmak gerekiyor.   Kişisel Markanız ve Çalıştığınız Marka.”

Eğer çalıştığınız markalar (Microsoft, Apple, Google vd.) kariyerinizde çok ön plana çıkmaya başlarsa bu markalar kimliğiniz olmaya başlar ve bu kimliği üzerinizden çıkarmak zor gelir. Tam tersine kendi markanızı çalıştığınız markaların üzerinde tutmaya çalışırsanız, o zaman da egonuzun kurbanı olma riskiyle karşılaşırsınız. Her iki durumda da denge bozulur. Dengenin bozulmaya başladığını hissettiğim anlarda hep harekete geçtim. Gözlemlerime göre insanlar genelde bu durumda tersini yapıp değişimden kaçınırken, ben hep dengenin bozulduğu anlarda değişim için adım attım. Çalıştığım her kurumda gurur duyduğum projelere imza attım ve çok iyi ekiplerle çalıştım. Örneğin Microsoft’ta 11 yıl çok verimli bir dönem geçirdim ancak öyle bir an geldi ki farklı bir adım atma ihtiyacı duydum çünkü markayla fazlaca özdeşleşmiştim, yeni bir şey yapmam gerektiğini hissettim.

mi-6

Karar Anlarında… Karakterimdendir veya aldığım eğitimin kazandırdığı bir yöndür belki de; karar anlarımda alternatiflere oldukça analitik yaklaşırım. Çok tarttığım bir dönem yaşarım; getiriler ve kayıplar nedir, bu adımı atmazsam 2 sene sonra nasıl bir psikolojide olacağım, düşünürüm. Maddi-manevi tüm alternatifleri öngörmeye çalışırım. Bazı kişilerle alternatifleri paylaşır, onların bazen bana ayna olmasına izin veririm. Karşımdaki kişinin görüşlerini almanın da ötesinde onlara fikirlerimi açıklarken bile ben bu adımın bazı yönleriyle yüzleşirim. Bugüne kadar hiçbir kararımda “yüzde yüz bunu istiyorum” demedim çünkü her kararın artı ve eksi yönleri vardır ve her zaman geride bıraktıklarım da bir çok artıları olan pozisyonlardı. Ancak benim için o dönem ve ileriye dönük neyin daha ağırlıklı ve önemli olduğunu netleştirdikten sonra biraz da gözlerimi kapatıp ilerledim. Hayatımda ‘keşke’lerin olmamasına, o kelimeye yer vermemeye çalışırım çünkü yaşananlar değiştirilemez… Hep anlatılan o ‘gelecekteki değişim’i şu an yaşıyoruz aslında… Teknolojiyle sınırlar kalktığı için herkesin sesi çok güçlü çıkabiliyor ve bu dünyada çok etkili oluyor. Çoğunluğun sesi her zaman daha kuvvetli çıkar ve artık çoğunluğu yaratacak olan bireylerin bağlantılı hale gelmesi daha kolay. Şu an içinde yaşadığımız dönem çok büyük bir değişimin parçası…

İNSANLAR & İLETİŞİM | Takım Yönetimi ve Liderlik Etmek

İnsanın kendisine karşı bir sorumluluğu var. Bazı kararlar alıyorsunuz, bazen doğru oluyor, bazen ummadığınız yöne gidiyorsunuz. Kendinizi devamlı doğru rotada tutmaya, doğru kararları vermeye çalışıyorsunuz ve bu sizi bazen büyük bir tatmine bazen hayal kırıklığına bazen heyecana sürüklüyor. Bir ekiple çalışıyor ve liderlik ediyorsanız, örneğin 20 kişilik bir takımsanız, bu duyguları 20 misli hissediyorsunuz, onlar adına da…

Tüm bunlar da bir yana, bir sonuca o ekiple ulaşmak ve başarıyı birlikte hissetmek en büyük mutluluk. Size yönelik onların beklentisini de karşılayabilmek önemli. Ekibiniz size sorumlu olduğu kadar, siz de ekibinize karşı sorumlusunuz.

Future Talks @Google (Kasım 2012) – Genç Fütüristlerle

Future Talks @Google (Kasım 2012) – Genç Fütüristlerle

 

ESİNLENDİRİCİ KONUŞMACI OLMAK | Bambaşka Bir His

Karşınızdaki kitle sizden farklı bir şeyler duymak, anlattıklarınızla heyecanlanmak, öğrenmek istiyor. Anlattığınız şeyi inanarak, heyecanla anlatıyorsanız ve bu duyguyu dinleyenlere aktarabildiğinizi gözlerinde görebiliyorsanız, bu çok keyif veren bir deneyim.

Bazen karşımdaki kitleden o alışverişin gerçekleştiği hissini alamıyorsam benim de enerjim düşer, kelimeler ağzımdan zor çıkmaya başlar.

En keyif aldığım kısmı soru-cevap bölümüdür. Ben az konuşayım, dinleyenler yorum yapsınlar, merak ettiklerini sorsunlar, sunumdan çok bir karşılıklı sohbet olsun isterim.

Uzmanı olduğum ve karşımdakilerin merak ettiği sorulara, ihtiyaçlarına cevap olabilecek içeriklerde konuşmak, o konularda kendi deneyimlerimi paylaşmak hoşuma gidiyor.

GELECEK | B Planım

Hobilerimin, özel meraklarımın ve sosyal kimliklerimin de içinde olduğu bir A Planım var. Hatta herkez iş-özel yaşam dengesinden bahseder, ben terazide özel hayatımı biraz daha ağırlıklı tutarım, çünkü o denge işten yana zaman zaman zaten bozulur ve bu dönemlerde de dengede olmasını garantilemiş olurum.

Benim B planım; başarısız olursam psikolojik olarak çökmeme, başarısızlık ihtimallerine de her anlamda hazırlıklı olmak üzerine kuruludur. Öte yandan “bu işe girer ve burada başarısız olursam şu işi denerim” diye bakmadım hiç. Çünkü bu işe daha başlarken başarısızlık ihtimalini çok yoğun düşünmek odaklandığınız noktaya ilerlemeyi engelleyebilir, “başaracağım” diye başlamak gerekiyor.

KELİMELERİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

ALGI > Karşımdaki kişiyi algılamak, yani ‘empati’
BAKIŞ AÇISI > Çok yönlü olarak pek çok açıdan bakabilmek ve dengeyi kurmak
DANIŞILAN OLMAK > Tek taraflı değil iki yönlüdür benim için, karşı tarafı anlamak ve karşılıklı paylaşım
AÇIK OLMAK-ŞEFFAFLIK > Vazgeçilmez
AİDİYET > Ailem
ZOR > Kararsızlıklar
ULAŞILAMAZ (HAYAL ÖTESİ) > Olayların bu tarafını düşünmemeyi tercih ederim.
OLMAZSA OLMAZIM > Özel Hayatım, Ailem, Huzurum
RENK > Mavi (Ne çok canlı, ne çok karanlık, kâfi miktarda ve rahatlatıcı bir renk)
MEVSİM > Ya Yaz, ya Kış (Arada olmasın, ya sıcak, ya soğuk olsun)

YENİ PROFESYONEL KİMLİK | ‘Mustafa İçil’ Markası

mi-8Kurumsal Kimliği bırakıp Girişimci olarak devam ederken aslında yaptıklarımın çok fazla değişmeyeceğini düşünüyorum. Yıllardır dönem dönem farklı çatılar altında bir marka için odaklandığım çalışmaları artık birçok marka ve sektöre yansıtma şansım olacak. Bir markayı ele alıp onu büyütmek, temsil etmek, hedef kitlesiyle bağlantısını sağlayıp doğru anlatmak keyif aldığım bir uğraş. Pek çok marka için ilgili yöneticilerde yeni yönelimler için bazı kıvılcımlar yaratmaya devam etmek ve bundan aldığım keyfi katlayarak kariyerime devam etmek istiyorum. Eğitim veya seminerlerle katılımcılarda bu kıvılcımları yaratmak, danışmanlıkla da daha uzun süreli projelerle markaları büyütmek hedefim.

 

Tekrar Tekrar Okuduğum Kitaplar
Kitapları tekrar tekrar okuduğum pek olmaz. Okuduktan hemen sonra araştırmaya sevk eden kitapları severim. Adam Fawer’ın Olasılıksız kitabından çok keyif almıştım örneğin.

En İz Bırakan Film
Fight Club (Dövüş Kulübü, 1999)

Yaşamdaki Fon Müziğim
Dönem dönem ve insanın ruh haline göre değiştiğini düşünüyorum.

Yine de Pink Martini | Let’s Never Stop Falling in Love düğün dans müziğimiz olması nedeniyle ayrıca özel.

 

 

Söyleşiyi Yapan | Seray Nâsırlı

Share.

About Author

Leave A Reply