Nilüfer Narlı

0

“Değişimlere karşı bağışıklık kazandım; çok maruz kaldığım için olsa gerek. Sürekli B Planlarım var. Yaş aldıkça, olgunlaştıkça gençliktekine göre değişime daha kolay uyum sağlayabiliyor, daha az duygusal refleksler gösteriyorsunuz.

…yağmur yağdığında, sağnak bile olsa, tüm tedbirlerimi alıp her şeye rağmen sokağa çıkıp hedefime yöneliyorum.”, diyen, ilgilendiği tüm sert ve zorlayıcı sosyal konulara rağmen yaşama karşı naifliğini koruyan, zarif, çok yönlü, tango tutkunu, YazarSosyoloji Profesörü Nilüfer NARLI ile değişenleri ve sonuçlarını çok önceden görmenin etkilerini konuştuk.

Nilüfer Narlı, Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Kurucu Başkanı’dır.
Ortadoğu ve Balkan Araştırmaları Vakfı kurucu üyesi ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitütüsü üyesidir. Eisenhower Fellowship bursunu kazanarak ABD’de “Kadın ve Siyasal Katılım” konusunda çalışmalar yapmış, Essen Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Merkezi ve diğer birçok uluslararası bilimsel vakıf ve araştırma kuruluşlarıyla bilimsel çalışmalar yürütmüştür. Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitütüsü Yönetim Kurulu Üyesi, Sosyoloji ve Antropoloji Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmıştır.

AKADEMİK TERCİHLERİM & KARİYER

Çok küçük yaşlardan beri hayalim gazeteci olmak, sosyal bilimler alanında çalışmak, insanları anlamakla ilgili bir iş yapmaktı. Bana ‘Ne olacaksın?’ dediklerinde cevabım: ‘Gazeteci olacağım ve Hong Kong’a gideceğim.’ idi.  1960’ların Türkiyesi’nde bir çocuğun bu kadar net cevap vermesi ilginçtir. Kozmopolit bir ailem olması, Annem’in dört nesile dayanan bir İstanbullu oluşu, evde dünyanın farklı coğrafyalarına ve pek çok şehre dair hikâyeler anlatılması beni etkilemiş olabilir. Güneydoğu Asya ülkelerine hep ilgim vardı.
ODTÜ’ye gitmeyi özellikle amaçladım ve hep okumayı istediğim Sosyal Bilimler alanına yöneldim. Felsefe ana alan, Sosyoloji yan alan tercihi olarak okuyup Bilim Felsefesi Master’ını tamamladıktan sonra nihayet çocukluk hayalim olan ‘Güneydoğu Asya Coğrafyası’na beni götürecek bir burs buldum. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Malezya’ya olan mübadele burslarından birine hak kazandım. Maley dilini öğrendim, saha çalışmasını oranın dilinde yapma şansım oldu ve doktoramı da ‘Malezya’daki İslami Hareketler ve Bu Hareketlerin Kadının Rol İdeolojisini Nasıl Etkilediği’ üzerine yaptım. Üniversite öğrencileri hedef kitlemdi.
Türkiye’ye döndükten sonra Sosyal Cinsiyet, Türkiye’deki İslami Hareketler üzerine çalışmalar yürüttükten sonra Askeri Sosyoloji alanına kaydım.

Akademisyen olmasaydım Seyyah olabilirdim… Muhtemelen pek çok farklı ülkeye gidebilir, o ülkelerin dillerini öğrenip sosyal yapılarını, kültürlerini analiz edip kitaplar yazmak isterdim. Bunu şimdi akademisyenlik sayesinde de bir şekilde yapabiliyorum. Şu an Latin Amerika üzerine çalışıyorum.. Milonga Kadınları kitabımı yazabilmek için de Arjantin Kültürü’nü anlamam gerekiyordu ve İspanyolca öğrendim.
Bir seyyahın yapacağı gibi o kültürleri anlayıp farklı kültürden insanlara aktarmaya ve rüyamı gerçekleştirmeye çalışırken İnsan Hakları ve İnsan Onuru da benim için çok önemli. O yüzden bu araştırmaları yaparken şu soruya da cevap arıyorum: “Ne zaman dünyada insan onuru ayaklar altına alınmayacak, insan hakları ne zaman ihlal edilmeyecek?”. 1980’lerde bu konuda çok iyimserdim ancak şu an geçtiğimiz kırılgan ve sert süreçten dolayı iyimserliğimi kaybettim.
Birtakım sosyal, demografik, ekonomik verilere bakıyorsunuz bu işi yaparken ve dönemleri, gelenleri çok önceden görebiliyorsunuz. Sosyal Fay Hatları’nın kırılmaya yatkınlığını görüyorsunuz( Arap Baharı vd.). Bunları gördüğünüzde çok acı çekiyorsunuz ve en zoru da bunları insanlara nasıl anlatacağınızı düşünüyorsunuz.  Bu acı çekmeler sizi hayata tutunmak için olumlu yönlere de götürebiliyor; sanat gibi. Bilinçaltımdaki, beni motive eden faktörlerden birisi de siyasi karar alıcılara, etkin insanlara ‘bir mesaj verebilir miyim’ düşüncesi aslında. Orada şöyle bir çaba da var; toplumdaki yeni bir trendi veya farklı siyasi gelişmeleri gördüğümde ‘görülen o gerçeği aktarma’ adına bilimsel namusa göre hareket etme refleksi de var; size kızsalar, tepki gösterseler bile.
Değişimlere karşı bağışıklık kazandım. Çok maruz kaldığım için olsa gerek. Sürekli B Planlarım var. “Yağmur yağdığında tüm tedbirlerimi alıp her şeye rağmen sokağa çıkıp hedefime yöneliyorum.” Yaş aldıkça, olgunlaştıkça gençliktekine göre değişime daha kolay uyum sağlayabiliyor, daha az duygusal refleksler gösteriyorsunuz.

Gelecek Senaryoları… Ortadoğu ve Türkiye’ye baktığımızda çok daha sert çalkalanmalar görünüyor. Artık çok daha birbirine bağımlı bir dünyada yaşadığımız için bu çalkantıların Avrupa’yı ve hatta Amerika’yı da daha çok etkileyeceğini, küresel bir çözüm için daha farklı ve yoğun çalışmalar olacağına inanıyorum. Bu henüz başlamadı; sadece terörizme karşı bir refleks değil, daha entelektüel ve paradigma değiştiren bir yeni oluşum olacaktır.

Dünyada dijital teknolojiye ulaşabilen ve ulaşamayan insanlar arasındaki farkın geçmişteki zengin ve fakir insanlar arasındaki fark gibi olacağı düşünülebilir. Bu nedenle pek çok açıdan küresel çözümlere ihtiyacımız var.

Sosyal Medya… Farklı Facebook hesaplarım, Twitter ve diğer mecralar sayesinde hem öğrencilerimle, hem de hesaplarımı takip eden benzer ilgi alanlarına sahip olduğum insanlarla sosyal bağlantılar açısından çok daha güçlü bir iletişim kurabiliyorum.

Facebook sayfamı Türkçe, İngilizce, İspanyolca olarak kullanmam bile bu dilleri konuşan ve aynı ilgi alanına sahip takipçilerin birleşim noktası olabilmek adına önemli. Romanımla ilgili geri bildirimleri alabilmek adına da bu çok önemliydi.

Yaşam Amacım… Var Olma Amacım; Kendimi Anlamak, İnsanları Anlamak… Dünyayı İnsanları Anlamak İçin Dolaşmak… İyi ki 65 yaşımı ve emekli olmayı beklememişim kitap yazmak için.

“Kararlar mahcubiyetle alınmazlar, böyle alınırlarsa mağlubiyetle sonuçlar, peşin peşin böyle bu…”

Kararları Alırken… En önemli unsur o konuyla ilgili derinlemesine bilgi sahibi olabilmek, analiz yapabilmek ve çok iyi bir strateji geliştirmek. O konuda bilgimin yetersiz olduğunu hissedersem konuya daha hakim birine danışıyorum çünkü sağlıklı analiz yapmam ancak bu şekilde mümkün. Ve sonrasında kararı cesaretle alırım, mahcubiyetle değil. Bir kere kurban psikolojisi geliştirir, kararların kontrolünüzde olmadığını kendinize hissettirirseniz mağduriyet ruh haline kapılıp bunu da tekrar tekrar yaşayabilirsiniz.

Tango önemli bir hobim, tutkum…

Ayrıca bazen kendi elbiselerimi, terzi yardımı da alarak, tasarlıyorum ve bundan çok keyif alıyorum.

 

KELİMELERİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

DENGE  Yoga

İNANÇ  Felsefe

ZOR  Hayatım

GELECEK  Gençler

ALGI  Müzik

İMKANSIZ  Mevcut değil

DEĞİŞİM  Her an karşımıza çıkabilir

VAZGEÇİLMEZ  Tutkularım

RİTİM  Dans

DANS  Yaşamın özü

TANGO  Tutku

DUYGU  Çok zengin

BİLİM  Akıl

RENK  Mor (Feminist rengi)

MEVSİM  İlkbahar (Yeni ümitler, filizler, çiçekler…)

 

İz Bırakan Film

Carlos Saura  – TANGO
http://www.youtube.com/watch?v=mN-koOtjnjs
 http://www.youtube.com/watch?v=sP8I8NIoAqI

Nagisa OSHIMA Filmleri  – Duygu İmparatorluğu (In The Realm Of Passion)


En Çok Etkilendiğim Kitap

Boyalı Kuş  –  Jerzy Kozinski
BORGES Kitapları (İspanyolca)

 

Yaşamdaki Fon Müziğim

Şu an arka planda “Mozart – Don Giovanni” operası çalıyor, neden bilmiyorum!…

http://www.youtube.com/watch?v=k5eC9Aa9T5c

 

Milonga Kadınları [Yazar: Nilüfer NARLI]

Onlar Kafka’nın böceğine dönüşüp, ince güçsüz bacakları ve kalın kabuklarına bakıp ağlayarak yok olmadılar.
Milonga’nın tazeleyici gücü sayesinde bedenleri harabeye dönüşmekten, ruhları grinin soğuk tonlarına dönüşmekten, kurtuldu. Milonga Kadınları beyaz zambaklar gibi açan ışıltılı tene, ihtiras tomurcuklarının gizlendiği alev kırmızısı dudaklara, yıldız gibi parlak gözlere kavuştular.
Arjantin’de, Türkiye’de ve daha birçok ülkede kadınların ibret verici bir mücadelesi oldu. Ezik bedenlerin ve ruhların hayata tutunup oradan yükselme mücadelesi. Bunu kim biliyor?
Milonga Kadınları özgürlükleri ve hakları gaspeden otoritenin karanlığından dansın ateşi ve ışığıyla çıkanların romanıdır.
Sahici güzelliğin ve aşkın romanı!

 

Latin Amerika’yı Anlamak
[Editörler: Prof. Dr. Nilüfer NARLI – Yrd. Doç Dr. Burak KÜNTAY]

Share.

About Author

Leave A Reply