Yeni, Farklı, Uygun

0

YENİ, FARKLI AMA UYGUN…

“Bir yandan gittikçe artan rekabet ortamı, diğer taraftan ekonomik kriz nedeniyle küçülen pasta, şirketi her geçen gün daha fazla zorluyordu. Bu konjonktürde hayatta kalabilmek için ya küçülüp giderleri kısacaklardı ya da gelirlerini artırmanın bir yolunu bulacaklardı. Tabii ki tercih edilen gelirleri artırmak, verimliliği artırmak, süreçleri kısaltmak, yeni pazarlar bulmak, farklı ürünlerle tüketicinin ilgisini çekebilmekti… Fakat nasıl?

Bir kaç gün önce koçuyla uyguladıkları “Balance coaching” yöntemi geldi aklına. Neden olmasındı? Perspektifini değiştirse… farklı açıdan bakmayı başarabilse acaba daha önce görmediği, farketmediği bir şeyleri görebilir miydi? Acaba daha yaratıcı olmasına yardım eder miydi bu koçluk yöntemi?” Yaratıcı  olmak… Yaratıcı çözümler bulmak… Bugünlerde herkesin dilinde bu kavramlar. Yaratıcı düşünmeyle başlayan konuşmalar, yenilikçi (innovative) uygulamalarla devam ediyor, daha yaratıcı olabilmenin yöntem ve süreçlerini tartışarak sona eriyor genelde… Peki ya sizin şirkette durum nasıl? Değerlendirme kriterlerinizin arasında ‘yaratıcı çözümler bulabilmek’ var mı mesela?

Yaratıcı olmak ne demektir?

Nedir yaratıcılık? Yaratıcı olmanın kriteri nedir? Kime yaratıcı denir? Bu sıfatı haketmek için nasıl biri olmak lazım? Einstein mı? Ya da belki Mozart? Picasso yaratıcı mı sizce? Ne yapmış geçmişte ve/veya ne yapıyor günümüzde yaratıcı olarak nitelendirilen bu insanlar? Daha önceden denenmemişi denediler aslında. Farklı bir perspektiften bakmayı başardılar. Aynı resme bakıp farklı bir şeyler gördüler… Bilinenlerden yola çıkarak eski ile yeni arasında ilişki kurdular… Alışılmışın dışındaki farklılıkları yakalayarak, deneyerek özgün etkinlikler oluşturdular. Yeni, farklı, alışılmamışı ortaya çıkardılar… Olmayan birşeyi hayal ettiler… Risk aldı bu insanlar. Hatalar yaptılar, hatalarından öğrendiler. Zorlu bir süreç yaşadılar… Tabii ki yaratıcılık sadece bilim ve sanatla ilgili değil. Bazen evde ya da işte en basit günlük olaylar söz konusu olduğunda bile yeni ve farklı yöntemler uygulayabiliyor ya da daha önce denenmemiş ürünler ortaya çıkarabiliyoruz. Bu bazen yepyeni, daha önce yapılmamış bir yemek, bazen de kimsenin aklına gelmeyen bir paketleme yöntemi olabiliyor. Ancak bu noktada yeni ve farklı olmanın dışında bir başka özelliğe daha dikkat çekmek istiyorum:UYGUN. Ortaya çıkan ürün, yöntem ya da süreç işin gereklerine, şirketin kültürüne ya da hayatın gerçeklerine uygun değilse ne kadar değişik olursa olsun kullanılamaz. İş hayatında yaratıcı bir yönetici, bir takım hatta yaratıcı/yenilikçi kültüre sahip, bu kavramları destekleyen şirketlere gittikçe daha fazla rastlıyoruz.

İş Hayatı ve Yaratıcılık…

İş hayatında daha yaratıcı olmak istiyorsanız ya da yönettiğiniz şirket ya da departmanda bu kültürü yerleştirmek istiyorsanız biraz çaba sarfetmeniz gerekiyor tabii ki. Her yeni beceri gibi bu da biraz zaman ve enerji gerektiriyor. Yaratıcılıkla ilgili literatürü takip etmek, yaratıcılığı besleyen süreçleri öğrenip uygulamaya çalışmak, belki dışarıdan profesyonel destek almak ya da başka şirket/kişilerin deneyimlerini incelemek gerekiyor. Hiç kimsenin elinde sihirli değnek olmadığı için tabii ki zaman isteyen bir yolculuk bu.Ancak bir kere yerleşti mi hayatın hem sizin için, hem de diğer çalışanlar için ne kadar kolaylaştığına inanamayacaksınız.Bir süre sonra şirkette yerleşen o kültür bütün çalışanların hayata ve işe bakışını etkileyecek, olayların ve süreçlerin tekrar gözden geçirilmesine belki sorgulanmasına sebep olacak. Birşeyler değişmeye başlayacak ancak bu tepeden inme bir değişim olmayacak. Tabii ki her yenilik beraberinde bir risk getirir. Hatalar yapılması olasılığı vardır. O yüzden pek çok yönetici ve patron için değişimi tetiklemek, yenilikçi ve yaratıcı bir kültürü yerleştirmek çok da cazip değildir. Ancak unutmamak gerekir ki eğer hiç birşey değişmez farklı hale getirilmezse, mali tablolarda göreceğimiz kar/zarar rakamında da bir iyileşme olmaz.

Psikolog Teresa Amabile (Harvard Business School) yaratıcılık sürecinin 4 anahtar safhası olduğunu ve liderlerin iş hayatında başarılı olabilmek için bu süreci çok iyi anlamaları gerektiğini söylüyor. Bu safhalar hazırlık ile başlıyor, kuluçka ve daha sonra aydınlanma ile devam edip, uygulama safhası ile sona eriyor. Başka bir deyişle önce problemli konuyu farkediyor, onun üzerinde araştırma yapmaya başlıyorsunuz. Daha sonra bu konuyu uyumaya bırakıyorsunuz ancak arka planda zihniniz çalışmaya devam ediyor. Sonra bir anda “Buldum” diye bağırıyorsunuz. Herşey gözünüzün önünde netleşiyor ve çözüm kendisini gösteriyor. Son safha ise yaratıcılıktan yenilikçiliğe geçiş süreci yani fikrin hayata geçirilmesi. Basit gibi geliyor değil mi? Yine de iş uygulamaya gelince o kadar da kolay olmadığını anlıyoruz. Ancak getirisi göz önünde bulundurulursa denemeye değer. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Kurum kültürünüz çalışanları bu yönde nasıl destekliyor? Yeni fikirler, uygulamalar, teklifler nasıl karşılanıyor? En önemlisi siz bu konuda neler yapabilirsiniz? Araştırmaya başlamakta fayda var…

Yaratıcı Olunur Mu, Doğulur Mu?

Yaratıcılığın doğuştan geldiği, doğuştan yaratıcı olmayan insanın sonradan yaratıcı olamayacağı düşüncesi günümüzde kabul edilen bir görüş değil. İyi bir eğitimle ve sistemli bir çalışmayla herkesin yaratıcı olabileceği görüşü artık ağır basmaktadır. Bana göre yaratıcı bir kişi, yaratıcı çözümler bulmak kadar, yaratıcı sorular sorabilen, yaratıcı etkinlikler içine girebilen bir kişidir ki bu da aslında nasıl yetiştirildiğinizle çok yakından alakalıdır. Sizleri bilemem ama benim çocukluğumda, okullarda bizlerden beklenen sesimizi çıkarmadan dinlememiz ve mümkün olduğunca az soru sormamızdı. Sorgulamak, farklı düşünmek, kuralları çiğnemek sizi o toplulukta zor duruma düşürürdü. Oysa ki yaratıcı olmanın yolu, size dikte edileni uygulamayı reddetmek, kuralı çiğnemek tamamen farklı bir yöntem, farklı bir çözüm yolu hatta farklı bir ürün ile ortaya çıkmaktan geçiyor. İnsanların ne kadar yaratıcı vee ne kadar muhteşem bir hayal gücü ile donanmış olarak dünyaya geldiğini anlamak için, küçük bir çocuğu oyun oynarken seyredin yeter! Bizler o çocukları bastırmadan önce neler yapabildiklerini net bir şekilde farkedeceksiniz. Neyse ki günümüzde okullarda çocukları düşünmeye, farklı yönetmeleri keşfetmeye teşvik eden bir sistem uygulanmaya başlandı. Mutluyum çünkü gelecek nesiller bizlerden daha yaratıcı düşünebilecek, çözüm üretirken daha önce uygulananlara takılıp kalmayacak. Bu ülkemizin geleceği açısından çok önemli bence.

Son Söz…

İnsana güvenmek gerekir. Bazen çevrenizdeki kişilerin yaratıcı olmaktan ne kadar uzak olduklarını düşünürken, bir problemle karşı karşıya kaldıklarında nasıl da inanılmaz çözümler bulabildiklerine hayretle tanıklık edersiniz. General George S. Patton’ın dediği gibi: “İnsanlara bir şeyin nasıl yapılması gerektiğini söylemeyin. Yapılmasını istediğiniz şeyin ne olduğunu söyleyin ve yaratıcılıkları ile sizi nasıl hayran bırakacaklarını görün.”

Rana Özşeker

Kariyer Dergi

Share.

About Author

Leave A Reply